SİVAS KONGRESİ ( 4 – 11 Eylül 1919 )



SİVAS KONGRESİ ( 4 – 11 Eylül 1919 )


Mustafa Kemal Paşa, Sivas kongresi hazırlıklarını yapmak üzere 29 Ağustos 1919 da Erzurum’dan ayrıldı ve 2 Eylül 1919 da halkın coşkun gösterileri ve sevgisi ile Sivas’a vardı. Halkın yakın ilgisi, milli mücadele harekâtının halka dayandığını göstermesi bakımından ilgi ve dikkat çekicidir.

Kongrenin Açılışı


4 Eylül 1919 günü saat 14.00 da Sivas lisesinin bir salonunda kongre açıldı ve Mustafa Kemal Paşa başkanlığa seçildi.

 

Mustafa Kemal Paşa, kongreyi açış konuşmasında, vatanın ve milletin karşılaştığı tehlikeyi, itilaf devletlerinin, zayıf ve aciz bir hükümet karşısında Türk milletine her türlü haksızlıkları layık gördüklerini ve her türlü kanunsuzluklara başvurduklarını, buna karşı Babıâlinin her şeye razı olarak düşmana teslim olduğunu, bununda tam bir çöküntü faciasını doğurduğunu açıkladı.

Kongrenin Kararları:

Sivas kongresinin çalışma konularını Erzurum kongresinde alınan kararlar ile bir kısım kongre üyelerinin hazırladıkları muhtıralar teşkil ediyordu. Kongre ilk günlerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyetinin tüzük ve programını hazırlayarak Erzurum kongresinde vatanın bütünlüğü ve milletin istiklalini temin için verilmiş kararları kabulle kendisine mal etti ve genelleştirdi.

Kongre, Anadolu ve Rumeli de kurulmuş olan bütün müdafaa-i hukuku milliye cemiyetlerini “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyeti” adı ile tek cemiyet haline getirdi. Bu suretle milli teşkilat, bütün vatana yayılmış oldu.

Mahzar Müfit Kansu’ya göre; Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyetinin tek amacı, “milli ihtilale dayanarak Türk vatanını ve Türk milli birliğini kurtarmak, korumak ve tarihinin emri vaki halinde göz önüne çıkardığı köleliği ve bölünme tehlikesini önlemek”dır.

Sabahattin Selek’e göre; “Erzurum kongresinde alınan müdafaa kararı, yalnız Ermenilik ve Rumluk teşkiline karşı düşünülmüş ve itilaf devletlerinin işgal ve müdahale hareketleri de bu maksada yönelik addedilmişti. Yani, itilaf devletlerine karşı hasmane bir tavır takınmaktan Erzurum kongresi sakınmıştı. Bu defa Sivas’ta her türlü işgal ve müdahale karşı da “müdafaa ve mukavemet” kararı verilmiştir.

Kongrece seçilen heyeti temsilliye vatanın heyeti umumiye sini temsil etmek yetkisiyle genişletildi. Milletçe müdafaa ve mukavemet ilkesi kabul edildi ve vatanın her hangi bir parça hükümetçe terk ve ihmal edildiği takdirde bir geçici hükümet kurularak idarenin millet adına ele alınacağı karar altına alındı. Misk-ı millinin esasları kabul edildi. Kongrenin karar altına aldığı ve İstanbul hükümetinden ısrarla istediği bir diğer husus da, padişah tarafından dağıtılan meclis-i mebus anın bir an önce toplanmasını sağlamak ve bu maksatla milletvekili seçimine hemen başlanılmasını temin etmekti. 13 Eylülde Sivas’ta, ihtilalin yayın organı olmak üzere, İrad-i Milliye adlı bir gazetede yayınlandı.

Sivas Kongresinin Önemi

Mustafa Kemal Paşanın Sivas kongresinde belirttiği üzere, kongre üyeleri seçimle işbaşına gelen temsilcilerdir. “Milletin hakiki ve seçilmiş mümessilleridir.”
Kongre, İstanbul hükümetinin açık muhalefetine rağmen, toplanmıştır. Keza, Kongrede Rauf Bey’in belirttiği gibi, “Biz burada Müsaade-i seniye ile değil, milletin arzusu ile toplandık”

Sivas kongresi Erzurum kongresi gibi ihtilalci bir karakter taşımaktadır. Hatta kongrenin reis seçtiği ihtilalci Mustafa Kemal’i tevkif için verilen emri de dikkate almamıştır. Ayrıca kongre, Mondros mütarekesinin Osmanlı devletince kabul edilmiş olan tatbik şeklini de reddetmiş ve yabancı işgallerine karşıda mukavemet edileceğini ilan etmişti. Kongre Ali Fuat Paşayı batı Anadolu umum kuvayi milliye kumandanlığına tayin etmekle aynı zamanda yürütme yetkisine de haiz olduğunu göstermişti. Kongre, Amerikan mandasını da reddetmekle kayıtsız şartsız istiklali kabul ettiğini ilan etmiştir.

Şevket Süreyya Aydemire göre; Sivas kongresi “milli mukavemet hareketine milli bir hasım verdi ve milli bir merci vücuda getirdi. Mustafa Kemal de bu milli mukavemet hareketinin yetkili öncüsü olarak belirdi.”
Jeon deny Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyeti temsilliye reisi Mustafa Kemal’i, iktidarı, hukuken ve fiilen elinde bulundurduğu için, 11 Eylül 1919 dan itibaren milli hükümetin şefi olarak kabul etmek gerektiğini açıklamaktadır.

Beonist – Mechin Sivas kongresinde Osmanlı imparatorluk ile Türk milleti arasında daha bariz bir ayırım yağılarak Erzurum kongresinde alınan kararlardan daha ileri gidildiğini belirtmektedir.

Keza Jean Dent ye göre “Sivas kongresi kararları Erzurum kongresi kararlarına nazaran itilaf devletleri ve İstanbul karşı daha yumuşaktı.”

Sivas Kongresi Sonuçları:

İstanbul Hükümeti, Sivas kongresini dağıtmak ve Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını yakalatmak için, Harput Valisi Ali Galip’i vazifelendirmişti.Ali Galip, Malatya'ya gelip Malatya mutasarrıfı Hali ve İngiliz binbaşısı ile işbirliği yaparak Sivas’ı basıp kongreyi dağıtacaktı. Ancak üzerlerine gönderilen askeri birlikler Sivas’ı basmak isteyenleri dağıttı. Bu olay ayrıca suikast hazırlayıcı Damat Ferit Paşa kabinsiyle, Anadolu münasebetleriyle de kesilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu hareket Anadolu da gelişmiş bulunan milliyetçilerin güçlerinin de ifadesi oldu. Mustafa Kemal İstanbul mücadelesinde (8 Haziran – 30 Eylül 1919 ) en nihayet İstanbul yere serilmiş ve İngilizlerden yüz bulamayan Damat Ferit Paşanın yerine Ali rıza paşa kabinesi ( 2 Ekim 1919 – 8 Mart 1920 ) geçmişti. Milliyetçi bir kimlik taşıyan bu kabinenin İstanbul da işbaşına geçmesi Mustafa Kemal paşa ve milli dava için Damat Ferit'in düşürülmesinden sonra kazanılan ilk zaferdi.

Yeni hükümetle birlikte basında da Sivas kongresinin faaliyetleri ile ilgili haberlere ve övgülere rastlanmaya başlanmıştı. Artık gazetelerin ilk sayfalarını Mustafa Kemal Paşa ve Rauf beyin portreleri süslemekteydi.

Mustafa Kemal Paşa Sivas kongresinin bitiminden bir hafta sonra Sivas gelen Amerikan generali J. G. Harbord’la yaptığı konuşmada yeni Türk devletini kurmak arzusunu ve amacını şu sözlerle açıkça belirtmiştir.

“her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak, özgür ve uygar bir Türk devleti kurmak, insan gibi yaşayabilmek için yapacağım bunu”

İhtilalci hareket Sivas kongresinden sonra güç kazanmış, İngiliz Amirali Robeck’in 17 eylül 1919 da Lort Curzon’a gönderdiği raporda açıkça belirttiği üzere, artık milliyetçiler İstanbul'un emrini dinlememektedir. Raporun enteresan bir yönü, Türkiye'deki bu gelişmelerin bir cumhuriyete doğru yönelmiş olmasının Sivas kongresi ertesi İngiliz amirali tarafından görülmüş olmasıdır. Sivas kongresinin içerde ve dışarıda yankılarını göstermesi bakımından raporun ilgili kısmı aşağıya alınıştır.

“ alınan bütün haberlere göre milli hareket, Anadolu’da müstakil bir cumhuriyete doğru yönelmektedir. Bu hareket, İstanbul'da bilhassa harbiye nezaretinden desteklenmektedir. Bu yeni milliyetçi parti, bu günkü damat Ferit hükümetinden ziyade, halk efkârını temsil etmektedir... Hükümetin kabul edeceği bir anlaşma, barış ve huzur getirmeyecektir. Onlara, silah kuvvetleriyle kabul ettirmek gerecektir. Hükümetin emri artık yapılmamaktadır.

“Türk milliyetçiler; Türkiye'nin Türklere kalmasının istiyorlar, yabancı himayesini ret ediyorlar. Onlar, imparatorluğun ölümünü değil, yeni bir hayat mukavelesini imza etmek azmindedirler.

Yorum Yaz